Hiçinci Sokak

7 Şubat 2015 (Cumartesi) - 11:15 - Umut ÇINAR


Kapının birini çaldım. Bir kadın açtı. Sordum.

Ben, dedi, yinimi bir erkeğe, ruhumu bir başka erkeğe veren kadınım. Hangisini istersin?

Hiç, dedim. Sen bir-kendine çok geliyorsan iki-kendine az geleceğini düşünmedin mi dedim. Kadın olduğu için anlamadı.
Deşmedim.
Sen böyle kendini dağıtırsan bana ne kalacak dedim. Senin isteklerin benim alacaklarımı ya örtmezse dedim. Bunu neden düşünmedin önceden dedim. Düşün ki örtüledi dedim. O zaman ben başkaldırmak istemem mi sanıyorsun dedim. Düşün ki isteklerin beni örttü de taştı dedim. O zaman benim de çevreye uzanmak istemeyeceğimi nereden bilebilirsin dedim. Al sana bir sürü iç içe, yan yana çatışmalar dedim. Bunun ardından birbirmize sormaklı anlaşmalar, pazarlıklı uyuşmalar, sormamaklı canlanmalar gelecek, ölümlerimizi erkenleştirecek dedim.

Kadın omuzlarını oynattı. Ben bunları anlayamam, sezinlerim dedi.
Kitap yönü benim umrumda değil dedi. Ben kısa yoldan giderim dedi. Oysa ki senin yolun uzun dedim. İki kişinin istediği bir şey kime yetecek dedim, olsa bile. Ama dedi, ben başım suda ayaklarım havada denize girmiyorum ki dedi. Senin başın havalarda iken dedim, bacakların suda başın için cebelleşmezse sen hava yüzersin dedim. Sen başının ayaklarına, ayaklarının gözlerini komutan yapmazsan gitmek ile kaçmak arasındaki farkı kullanamazsın dedim, karman çorman olursun dedim. Kendim için bile olsa ona bunları söyledim.

Yanındaki kapıyı çaldım. Bir kadın açtı. Sordum.
Ben dedi, durdu. Gene, ben dedi. Gene durdu. Beni mi dedi. Durdu. Bana mı dedi. Durdu. Düşünür gibi oldu. Ben mi dedi. Bir gülmeye başladı. Şaşırdığı içindi. Ben ise o güldüğü içindim. Sen, dedi bana, sen aptal mısın dedi. Sen ne istiyorsun yahu dedi. Benim işim yok da senin düşündüklerinin içine girmeye, ya da çıkmamaya mı çalışacağım dedi. Ayol sen ne sanırsan ben öyle olurum dedi. Sen uydur uydur bana ekle dedi. Senin huyun bu mu dedim. Benim huyum muyum yoktur dedi. Benim kanım bu dedi. Nasıl akarsa, nereye akarsa ben onu karşılarım dedi.

Yürüdüm. Karşıya geçtim.

Bir kapı gördüm, çaldım. Bir kadın açtı. Sordum.
Ben mi dedi. Evet, sen dedim. Ben yinimi bir erkeğe verirsem, ruhumu kimseye vermem dedi. İster misin dedi.

Sen bunu başaramazsın dedim. Bilinik nenler gittikçe belirsizleşir dedim. Belirtisiz nenler de ne sanırsan o olmaya başlar, giderek insanı ürkütür dedim. Hem sen söylesene bana, bu dediklerini sen mi buluşturdun dedim. Hayır anam öğretti dedi. O yapabildi miydi dedim. Anam öldü dedi. İyi kötü yaşayarak ölmüştür o dedim. Sen ise bu gidişle sadece öleceksin dedim. Sen iyi bir kadıncağıza benzersin, bu yolu bırak, böyle konuşma dedim. Biraz beklersin, baktın ki günler gene geçiyor, veriver gitsin dedim. Dediğimi yerine gider buldum. Güvenlendim. Sevindim.

Kapının biri, baktım, bana bakıyor. Çaldım. Ses çıkmadı ardından. Oldu olacak dedim. Bir daha çaldım. Önce “Açmayorlar”, dedim. Sonra, “açmayacaklar”, dedim. Bir daha çaldım. Kapı açılmadı. Açmadı kimse kapıyı. Bu daha iyi oldu dedim. İyi ki bu an bu evde kimse yok dedim. Sanki bu evde ne zaman kim vardı ki, dedim.

Biraz yürüdüm. Baktım, bir kapı. Çaldım. Bir kadın açtı. İki kadın gördüm. Sordum.

Ben kimseye bir şey vermem, anlıyor musun dedi. Bu güven nereden geliyor böyle, dedim. Birazını da başkalarına bıraksanız dedim. Kızdım.

Geride duran kadın da kızdı. Biz dedi, kimseye bir şey vermeyiz, dedi. Defol git, dedi. Birinci kadın kapıyı tam burada yüzüme gözüme kapadı. Biri ben, öbürü biz diye konuşan bu iki kadına “aranızda anlaşacak bir sürü meseleniz olsa gerek, ne iyi.” deyip onları alaylamak isterdim. Kendime döndüm. “sana ne” dedim. Zamanları da ola diye dualadım, geçtim.

Bilmiyorum, sokağa mı alıştım, kapı çalmasını mı kolayladım, sormasını mı öğrendim ne. Tuttum elimi, ittim öne bakışımı bir kapı daha çaldım. Bir kadın çıktı. Sormadan ben, dedi ben yinimi hangi erkeğe verirsem ruhumu da ona veririm dedi.

Bu ne biçim sokak dedim. Bu ne biçim ev dedim. Ben ne biçim adamım dedim. Sen ne biçim kadınsın dedim. O dediğin olursa, ne sende tad kalır, ne bende durur dedim. Tasarlanmış bir durum hazırlığı kokuyor dedim.

Evet dedi. Ama ya çocuklar dedi. Ne tatlı olur dedi. Nereden biliyorsun dedim. Önüne baktı.

Ben çocuklarımızı yetiştiririm dedi. Belki ama dedim, ya beni yetiştiremezsen dedim.

Sen de hiç kalp yok mu dedi. Olmaz olur mu dedim.

Ben çocuklara bakarım dedi. Durmaz bana da bakarsın dedim.

Fena mı, dedi.

İyi mi, dedim.

O dedi. Ben dedim. Akşam oldu. Gün karardı. Gece oldu. Işıklar yandı. Soğuk oldu, üşüdüm. Rüzgar çıktı tozlandım, kirlendim. Kaşındım. Yoruldum.

Ne o gir dedi. Ne ben gireyim mi dedim.

Sabah oldu. Kalktım, pencerenin önüne geldim. Sokağa baktım.

Bu ne biçim sokak dedim. Bu ne biçim ev dedim. Ben ne biçim adamım dedim. Sen ne biçim kadınsın dedim. Günler ne biçim geçiyor böyle dedim.
Odanın kapısı açıldı. Çocuklar uyanmış, odaya girdi. Bu çocuklar kim, dedim. Duymadı dedim.
Şu karşıdaki evler ne, dedim.
Anlamadım bir şey mi söylüyorsun dedi.
Bugün hava çok güzel olacağa benzer diyorum dedim.

Ö.A.s.500.K.B.K.
1351757837

Yorum gönder