Şerefsizliğin sırıtan Cilvesi

26 Mayıs 2015 (Salı) - 17:14 - Umut ÇINAR

Ağlamıyorum…
Ağladığımı sanma…
Sevmemiştim zaten…
Alışkanlıktı Bendeki…
Kabullenebilirim.. Kabullendim… Kabulleneceğim…
Aslında; Gidişin de çok koymuyor bana…Alıştırmıştın gitmelerine…Dedim ya;alışkanlıktı bendeki…
Kabullenebilirim…
Yanılmışım demek ki…Sana kötü bir sözüm yok…Gidebilirsin.
Zaten ‘bozuk bir parayken mücevhere sevdalanmaktı’ bendeki…
Harcadığına şaşmamalı…
Kabulleneceğim…
Hayır ağlamıyorum hemen kalkma…Bir 10 dakika daha uzat gidişini…Sevişlerinde kısa sürmüştü;bari gidişlerini uzat…Kabullenmeme 5 kalmışken…
Sesim titremiyor hayır…Sadece ‘Sen Bana Böyle Baktığında ;Her şey Mantıklı Geliyor…’
Artık gidebilirsin…

Ben gelişlerine Değil;Gidişlerine Sevdalanmıştım…Gidebilirsin sevdalım…

Ve gitmişti aşk…Ardında tozlu,kirli,paslı,anlamsız bir sır perdesiyle…Terk edilen;Terk edeni özlerken,Terk eden; Terk edeceklere açacaktı kalbini…Bu anlamsız çelişki sürecekti; Allah’ın anlamsız bir hediyesiydi kullarına…Çelişkileri seven,Gidenleri unutmayan,Ama gittiği anları bir kalemde silebilen gereksiz kullara;gereksiz bir hediye…
Seven; Sevdiğini, Sevilen; Sevmeyeni özlerken…
Kıskanan;Kıskandığını,Kıskanılan; Kıskananı Dost bellerken…
Bir gün daha yaşayacaktı anlamsızlığın şifreleri…
Kalabalığın içindeki yalnızlık kadar saydam,
Mayınların içindeki bir gül kadar soyuttu insanlar…
Kendine acımaktan zevk alan; başkasının canını yakmaktan kaçınmayan insanoğlu…
Tabi ki giderdi aşk…
Aşkın tarifindeki ilk madde gözyaşıydı çünkü…
Tabi ki gidecek…Ya araya mesafe sokacak, ya da temelli gidişlerin ipini; boynuna dolayacak…
Ve sen kaldıracaksın tüm kahpelikleri; sonra yazacak yazacak yazacaksın…
Ta ki kendinden nefret edene kadar…
Anlayacaksın ki; kendini tanımanla eşdeğer hayat…
Anlayacaksın ki; seni senden başka kimse sevmeyecek sen kadar…
Anlayacaksın ki; sana senin haricindeki herkes düşman…Ve bir gün durup aynadaki yansımana;
“BEN SEVMEYİ;SEVMİYORUM!!” diyeceksin…
İşte o gün;sevilmeye başlayacaksın…Sıradan olacaksın…Can yakacaksın çünkü…

Biri çıkacak karsına…Dün emdiğin sütü unutacaksın mesela…
Babandan aldığın ilk haftalığı…Kardeşinle uçurduğun uçurtmayı…
Her şeyi unutacaksın…Buna kendinde dahilsin.

Bağlanacak,şiirler yazacak,ağlamayı somut kılacak ve büyüdüğün ocağın sıcaklığını ‘Aşkın verdiği şerefsiz sahte gururla’ soğutacaksın…

Sileceksin dünündeki herkesi; bugünündeki uğruna…

O bugünlerini süsleyen,her şeyi sildiğin ve delice benimsediğin sözde gerçeğin bir gün çıkıp sana  “Senden vazgeçiyorum!” dediği zaman anlayacaksın…İşin kötü kısmı;onun uğruna sattığın her şey uğruna asla pişman olmayacaksın…
Aşk boktan.
Güzel deyip;aşkı süsleyen şairlerde sahtekar…
Aşk; yaşamaktan zor,
Aşk; dayak yemekten acı,
Aşk; yanılsamanın yansıttığı geçici bir büyü sadece…
İmkansızlığın diğer anlamında saklı; gerçek aşkı yakalamanın şansı…

Sonunu bilerek sevdalanıp, acıyı seve seve kabullenip, kendinizle mutluyken bir başkası uğruna mutsuz olmayı tercih etmek kadar saçma ama çekici…
Kaçınılmaz bir bitiş.
Bir sonraki başlangıcı olmayan…
Seven-Sevilen arasında oluşan bir işkence türü…

“Seven; gitmen çok anlamsız…Ben her anlamı sende yakalayacak kadar anlam kıldım sana..Sen gidecek kadar anlamsız olma,yapma bunu…Ne olur…Sevemediğim her şeyi sende sevmişken ;sensizliği sevmemi nasıl beklersin? Yapamazsın…Dün okşuyordun saçımı,dün bakıyordun gözlerime,dün sevdiğini söylüyordun?Bugün ne değişti …Ne yaptım sana…
Diyorsun ki; hayatı sevmekten vazgeç!,
Uyanmaktan vazgeç!,
Kendinden vazgeç…”

Diyebilecek kadar büyümüşken seven;sevilen bunlara rağmen küçülmekten vazgeçmez…Gider…Sebebi sevilmek olsa gerek…Seven sevmemeyi öğrenir bu sayede,ve Allah’ın anlamsız hediyesini kabul edip; çelişki sıfatına yakışanı yapmaya başlayıp seven arar…Sevilen kavramını lugatından silip;hayatla acı bir şekilde tanışır…Sıradanlığı; Günümüzde ‘Sıra Dışı’ diye sınıflandırırken,o Sıra Dışı diyenlerin arasına istemeyerek karışır…
Çünkü Yaşadığı Aşkın Değil;

Şerefsizligin sırıtan Cilvesidir…

Yorum gönder